Türk Hava Yolları'ndan Gastroshot'a!

Yüksek makine mühendisi olarak kurumsal bir devin yönetici konumundan -ki bu kurumsal dev Türk Hava Yolları oluyor- Gastroshot’ a giden yolculuğun şahidiyiz!

Şahit olarak ifade etsek de bir nevi yol arkadaşıyız... Çünkü aynı dönemde Create the Craft yolcuğumuz da başladı! Evet, her ne kadar daha önce bu detayları paylaşmamış olsak da Gastroshot’ ın yeri ve önemi bu röportajı ortak hikayelerimizle paylaşmayı gerektiriyor.

Haldun Hakan ve Maceraları

Haldun Hakan’ın her seyahat sonrası paylaştığı fotoğraflar beğenilmeye, (Özellikle Gökhan bey tarafından) şirket içerisinde bir sonraki seyahati merakla beklenilmeye başlanmıştı. (Bu noktada Create the Craft kurucusu olarak aynı kurumsalda çalışıyor olduğum gerçeği de ortaya çıkmış oldu) Haldun Hakan’ın stüdyosunu ilk kurduğu günlerde, Create the Craft’ın ürünlerini birlikte çekelim kararı almıştık. (İlk fotoğrafları gördüğümüzde ışık bizi biraz kavgaya sürüklemiş olabilir ama doğru ışığı bulduğumuzda elbette ki başarımızı kutlamıştık) Yolun başında iki marka, yolun başında iki girişimci… Filodaki uçaklardan, kendi markalarımız için atacağımız adımları konuşmaya başlamıştık! Bugün ise, Gastroshot markasının kurucusu Haldun Hakan röportajı yapıyoruz. Yemek fotoğrafçılığının aranan isimlerinden olurken, ürün ve portre çekimlerine kadar kendini ispat etmiş bir marka!


Gelin şimdi siz de Haldun Hakan’ı ve Gastroshot’ ı yakından tanıyın…


1- Klasik bir soruyla başlıyoruz, sizi kısaca tanıyabilir miyiz? (Biz yakından tanıyor olsak da!)

Dünya üzerinde gezecek yeri kalmadığında!

Bandırma’da doğdum ve büyüdüm, 80’ler ve 90’ları yaşayabilen şanslı nesildenim. İTÜ Makina Mühendisliği bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimi aldım. Yüksek Lisans sırasında devlet destekli bir yerli helikopter projesinde tasarım mühendisi olarak işe başladım ancak 1 yıl kadar sonra THY’den kabul gelince biraz da mantığımı dinleyip hayatımdaki en önemli dönüm noktalarından biri olan THY’de çalışmaya başladım. Yaklaşık 15 yıllık bu güzel dönem sonrasında başka bir maceraya atıldım. Şirketten ayrılarak bir süredir mühendislik ile birlikte yürüttüğüm yemek fotoğrafçılığı mesleğinde devam etmeye karar verdim. Çekiyorum ve yiyorum. :)


2- Yüksek mühendis olarak uluslararası bir şirkette yönetici ünvanı ile çalıştığınız dönemden bahsedebilir misiniz?

THY, hayatımda çok özel bir yere sahip. Öncelikle şanslıydım çünkü kendimi bulma dönemimde hep iyi insanlarla çalıştım. (Bir tanesi de ben oluyorum, öyle değil mi Hakan?!) Sunduğu imkanlar sayesinde dünyanın ne kadar küçük ama bir o kadar da büyük olduğunu anlama şansım oldu. Uzun bir süre bana hem yönetici hem de akıl hocası olan insanlardan öğrendiklerimi daha sonra ben de bir takımı yönetirken uygulamaya çalıştım. Uluslararası bir iş yapılıyor olması ve sürekli olarak dünyanın değişik bölgeleri ile iletişimde olmak farkında olmasanız bile insanı geliştiren bir şey. Bu dönemin bana çok şey kattığına inanıyorum.

3- Fotoğrafa ilginiz ne zaman bir tutkuya dönüştü?


Şirketin belki de en önemli avantajı çok makul fiyatlara dünyanın birçok yerine uçabiliyor olmaktı. Tabi o zamanlar Dolar 1,5-2,0 arası, gönül rahatlığıyla dolaşabildiğimiz yıllar! Kısa süre içerisinde gezmek bir hobiye dönüştü. Baktım bu kadar seyahat ediyorum niye düzgün bir fotoğraf makinem olmasın dedim. Birkaç yıl sonra, madem bu kadar fotoğraf çekiyorum niye daha da güzel bir fotoğraf makinem olmasın dedim. Birkaç yıl sonra, madem fotoğraf çekmekten bu kadar keyif alıyorum niye bunu daha ciddi bir hobiye dönüştürmüyorum dedim.


Daha sonra bazı eğitimlere katıldım, ekipmanı gücümün yettiği en iyi seviyeye çıkardım. Işığı daha iyi tanımak için evimin bir kısmını stüdyoya bile çevirdim. Senin de Create the Craft kurma aşamalarına denk gelen o dönemde bu ışıkları ilk denediğim kişilerden biri oldun hatta… Biraz didişsek de ne güzel günlerdi. :) (İlk çekimlerimizi ve o ilk ışık denemelerini düşününce markaların geldiği nokta mutluluk verici. Yalnız o ilk ışıkla çekilen fotoğrafları gördüğüm anda küçük bir şok yaşamış olabilirim, sana hissettirme şeklim de pek anlayışlı olmadı kabul ediyorum Hakan ama yüzüme patlamış ışıkla kendimden soğuduğum bir andı. :))


4- Güzel fotoğraf çekmek isteyenler için birkaç tüyo verebilir misiniz? Sonuçta fotoğraf ve videonun büyük önem kazandığı bir dönemde yaşıyoruz…

Aslında fotoğraf konusunda vereceğim temel tüyo çok basit bir şey; durmadan fotoğraf çekmek. Fotoğrafa ruhunu veren temel madde ışık. Işığı ne kadar iyi tanırsanız o kadar iyi sonuçlar elde edersiniz. Işığı iyi tanımanın yolu da teorik eğitimden değil pratikten geçiyor. İnsan gözü belki de yakın zamanda taklit edilemeyecek bir teknolojik mükemmellikte. Göz ve beyniniz bir takım olarak çalışır ve baktığınız sahneyi kısa süre içerisinde mükemmele yakın pozlanmış olarak size sunar. Fotoğraf makinaları ise sadece gördüğü veriyi kaydeder, yani makina sizin gibi görmez. Bu yüzden, makinanın nasıl gördüğünü, hangi ışık ve ortamda nasıl bir sonuç alacağınızı tahmin edebilmek çok önemli. Yapacağınız bu pratikler makinanın nasıl bir sonuç vereceğini önceden görmenizi sağlayacak. Bence herhangi bir kişiyi fotoğrafta geliştirecek en temel pratik, sabit odaklı bir lens ile manuel olarak çekim yapmak.

Yorumunda çok haklısın, görseller her zaman önemliydi ama dijital pazarlamanın patlama yaptığı bu dönemde fotoğraf ve video çok daha fazla önem kazandı. Müşterilerin ilgisini çekmeye çalışan firmalar iyi görsellere eskisinden daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Maliyetlerin klasik pazarlamaya göre çok daha ulaşılabilir olduğu dijital pazarlamanın bu kadar yükselişte olması fotoğraf ve video üretimine olan ihtiyacı da sürekli olarak artırıyor.



5- Kurumsal bir devden girişimciliğe geçiş sürecin nasıl oldu?


Yıllarca kurumsal bir yapıda çalıştığınızda içinden çıkmaya kolay cesaret edemeyeceğiniz bir konfor alanınız oluşuyor.

Doğruyu söylemek gerekirse 15 yılın getirdiği tüm avantajları ve konforu bırakıp hobimi meslek olarak yapma kararını alabilecek miyim emin değildim. Ama hayalini kurmak bile güzeldi sonuçta. Derken, sürekli olarak yaptığım yatırımların karşılığını almaya ve fotoğrafçılığı meslek olarak yapabileceğim ortamı oluşturmaya başladım. Kararı almam ise bir gün içerisinde gerçekleşti. Bir gün “denesem en kötü ne olabilir ki” dedim ve en kötü senaryoda bile bir şekilde ayakta kalabileceğime inandım. Üzerine çok kafa yorup da karar değiştirmeden hemen ertesi gün gelip yöneticilerime şirketten ayrılacağım bilgisini verdim. Hayatın ikinci yarısı başlamış oldu.


6- Girişimciliğin avantajları nelerdir?

Kendiniz için bir şeyler yapmak, başka birinin işi için çalışmaktan çok farklı. Süreç ve hedefler tamamen kendi ihtiyaç ve hayallerinize göre olduğu için çok daha motive çalışıyorsunuz. Eğer öğrenmek ve bir şeyler üretmekten mutlu olan bir yapıya sahipseniz bazen daha fazla çalışmanız gerekse de çok daha mutlu bir iş hayatına sahip oluyorsunuz.


7- En zorlandığınız kısımları neler oldu?


Markama ait olan her şeyi kendim yapmayı tercih ettim. İleride bazı işleri başkalarına verme durumunda bile her şeyin detayına hakim olmak bana daha mantıklı geliyor. Bu sebeple, fotoğraf ve videoda kendimi geliştirmem gereken yığınla teknik konu dışında beni en çok yoran; markalaşma, web sitesi, dijital pazarlama, SEO gibi önemli konular hakkında detay bilgi sahibi olmak ve bunlarla ilgili yazılımları da öğrenmek oldu. Çok yorucu bir dönem geçirdim. Ancak bu şekilde ilerlediğim için de memnunum. Hacim büyüdükçe bazı işleri dışarıya vermeye başladığımda bu kişilerden ne isteyebileceğimi ve nasıl denetleyebileceğimi öğrenmiş oldum.


8- Neden Gastroshot?

İsim bulmak belki de işin en zor yanı. Standart bir yöntemi uyguladım. Yemek ve fotoğrafçılık ile ilgili aklıma gelen tüm anahtar kelimeleri listeledim. Bu anahtar kelimelerden güzel bir isim çıkaran birçok isim üretmeye çalıştım. İsim ürettikçe tabi ki öncelikle bu isimle ilgili mevcut bir şirket, web sitesi, sosyal medya hesapları olup olmadığını taradım. Evde, işte, serviste, duşta, markette, sofrada... isim arama sürecine bir girdiniz mi her yerde isim düşünüp duruyorsunuz, bazen siniz bozucu ama keyifli. Bu süreç birkaç ay kadar sürdü, tam anını hatırlamıyorum ama sürekli ürettiğim isimlerden biri olan gastroshot ile ilgili her şeyin boşta olduğunu gördüm ve aynı gün hepsini kapattım. Aslında yurt dışında www.gastroshot.com daha önce kullanılmış. Ama şansıma yenileme yapılmadığı için serbest kalmış. İçime çok sinen bir isim olduğu için fazla tereddüt etmeden ilgili tüm hesap isimlerini hızlıca aldım.


9- Girişiminizin bir markaya dönüşmesi size ne hissettiriyor?

Fotoğraf çekimini yaptığım bir etkinlik sırasında tanıştığım birine kartvizitimi verdiğimde “Aa, Gastroshot siz misiniz?” şeklinde aldığım tepki marka olmaya başladığımı ilk anladığım an oldu. Tabi ki milyonlar tanımıyor beni ama bu şekilde bir olaya denk gelmek bile oldukça mutlu etmişti. Çekim için arayan kişiden “Markanızı, hem yapılan işleri hem de referanslarınızı inceledik, şu şekilde bir iş yapmak istiyoruz” şeklinde aldığım her telefon tabi ki yıllarca gece gündüz verdiğim emeğin karşılığını fazlasıyla veriyor. Markalaşma çok geniş ve emek isteyen bir konu. Elimden geldiğince çok kaynak okumaya çalışıyorum. Pazarlama ve iş dünyası o kadar hızlı değişiyor ki markalaşma konusundaki çalışmalar ve öğrenme süreci asla bitmeyecek gibi duruyor.


10- Neden yemek fotoğrafçılığı?

Fotoğrafçılığı hobiden öteye çekmeye niyetlendiğim dönem kendimi geliştirmek için gönüllü olarak çekimlere gitmeye başladım, derken birkaç iş aldım. Bir süre sonra aldığım bir iş başka bir dönüm noktası oldu. Şu an TV8’de program da yapan Türev, o zamanlar Beşiktaş’ta bir mekan işletiyordu ve bir şekilde bir aracı ile bana ulaştı. İlk kez yemek çekiyordum, fotoğraflar rezaletti (yemek fotoğrafçılığında ışığın kullanımı diğer dallara göre biraz değişikmiş, nereden bilebilirdim?) ama yemeğin fotoğrafını çekmeye bayılmıştım. Resmen ”ahan da” bu dedim. İnsan veya ürün çekmekten çok daha keyif almıştım ve o gün bundan sonraki yönümü yemek fotoğrafçılığı olarak belirleyip bulabildiğim her türlü kaynağı okudum, izledim ve denedim. Hala da aynı merakla öğrenmeye devam ediyorum.


11- Fotoğrafçılıktan sonra videolara bakış açınız nasıl?

Oldukça önemli. Evet video ve film çok uzun zamandır var ama dijital pazarlama ile insanlara mesajınızı, ürününüzü veya hizmetinizi en kısa sürede göstermek durumundasınız. Çok fazla bilgiye çok kısa sürede ulaşılır hale gelmesi insanları da daha tahammülsüz yapmış durumda. Dolayısıyla dijital ortamda insanların görsellere bakma süresi de kısaldı. Videonun en büyük avantajı yaşıyor olması. Yani enteresan bir giriş sahnesi ile izleyiciyi konuya bağlayabilir ve yine sıradan olmayan bir içerik ile daha uzun süre konunun içinde kalmasını sağlayabilirsiniz. Günümüzde bir çok fotoğrafçı video çekimine de el atmış durumda. Mevcut DSLR’ların artık hem fotoğraf hem de tatmin edici video kaydı alabilmesi bunu çok kolaylaştırmış durumda. Ben de videoda mümkün olduğunca kendimi geliştirmek istiyorum. Yurt dışında çok yaratıcı işler yapan kişiler var. Mümkün olduğunca bu kişilerin hesaplarını takip edip kendimi geliştirmeye çalışıyorum.


12- Gezdiğiniz ülkeler arasında en sevdiğiniz ve fotoğraf açısından en güzel bulduğunuz ülkeler hangileriydi? Nasıl deneyimlediniz?

Gideceğim yerlerde en keyif aldığım kısım gezi planı yaparken fotoğraf çekilebilecek yerleri taramaktır. Gezilerde fotoğraf için gideceğim yerleri tamamlar ve daha sonra da tatilin tadına bakarım. Yani tüm gezi boyunca boynunda fotoğraf makinası ile dolaşan insanlardan değilim. Bu konuda bir süredir aklımda olan bir planım da var. www.gastroshot.com web sitemin blog kısmında Fotoğrafın Hikayesi başlıklı yazılar yazacağım. Çekim yeri veya çekim anına ait anılarımı paylaşmayı planlıyorum. Hem bazı anılarımı yazıya döküp yıllar sonra tekrar okuyabilme fırsatı bulacağım hem de merak edenlere belki ilginç birer hikaye sunmuş olacağım. Ruanda Virunga Dağları’nda gorillerin yanına çıkışımız, Yeni Zelanda’da Samanyolu Galaksisi’ni fotoğraflamaya çalışma heyecanı, Fas’ta develerin sırtında Sahra Çölü’nde seyahat, her yeri ayrı fotoğraflık olan Havana Sokakları ve sırasıyla daha birçok fotoğraf anımı paylaşmaya çalışacağım.


13- Çalışma hayatına yeni başlayacak birine hem kurumsal hem girişimcilik deneyiminizden yola çıkarak nasıl tavsiyelerde bulunurdunuz?


Kurumsal yapıya sahip bir şirkette çalışmak insanı birçok açıdan geliştiriyor. Daha sistemli çalışmayı, insanlarla daha doğru ve kaliteli bir iletişim kurmayı ve kurum kültürü oluşturmayı öğreniyorsunuz. Bu yüzden öncelikle kendini geliştirmede faydası bulunabilecek bir kurumda çalıştıktan sonra doğru zamanda ve yeterli alt yapıyı oluşturduktan sonra kendi hayallerinin peşinde koşabilirler. Doğru zaman ve doğru yer gerçekten çok önemli.




Hızlı soru cevap;


  • En sevdiğiniz sanatçı:

Barış Manço


  • Unutamadığınız bir anı:


Ruanda Virunga Dağları’nda bir gorilin 3 metre karşısında durup fotoğraflarını çekmek.


  • Okumaktan en keyif aldığınız kitap:


İnsanların kendi hikayelerini anlattıkları kitapları çok severim. Herhangi birini zirveye koyup diğerlerine haksızlık etmeyeyim. :)


  • Fotoğraf için ilham veren kaynak:


Sokaklar ve insanlar


  • Hayata bakış açınız?


Bardağın hep dolu tarafı

Chiang Rai – Tayland

Dubai – BAE

Popüler Paylaşım
Son Paylaşılanlar
Etiketle Arama
Sosyal Medya
  • Twitter - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • YouTube - Siyah Çember
  • Instagram - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • LinkedIn - Siyah Çember